هر که خیانت ورزد، پشتش در حساب بلرزد
(Her ki hıyânet verzed, poşteş der hisâb be-lerzed)
Kim ihanet ederse sırtı hesap ödemeye titreşir
(Sa'di Şirazî, Bostan)
... Hakikat, stratejik derinlik aşısıyla tanıştığı günden beri Türkiye'nin dışpolitikasının adeta küresel mafyaya rehin olmuşçasına oradan oraya sürüklendiğidir. 2012'de az kalsın çete tarafından Başbakan'ın öldürülmesini temenni etme iftirasıyla hapse atılmamıza yolaçacak bu hakikati o günkü kuvvette bugün de tekrarlıyorum.
Türkiye dışpolitikası, buzlanmış yolda kontrolü kaybedilen araç gibi. Bir o bariyere çarpıyor, bir bu bariyere. Yüreğimiz ağzımızda, nefesimizi tutmuş, sonu felaketle bitecek bir toslaşmanın korkusunu yaşarken nihayet korktuğumuz başımıza geldi. Nusra, Ahraru'ş-Şam gibi el-Kaide türevi terör gruplarının Türkiye sınırından kaçak destek temin etmesini önlemek üzere Suriye ordusunun, Bayırbucak bölgesinin Türkiye sınırı tarafında operasyon düzenlemesine hava desteği veren Rus Su-24 uçağı birkaç saniye sınır ihlali yaptığı iddiasıyla Ankara'nın talimatıyla düşürüldü.
Ruslar hava sahasını ihlal iddiasını reddetti ve uçak düşürmeyi düşmanca eylem olarak niteledi. Ankara ise angajman kurallarının böyle davranmayı gerektirdiğini savunuyor. Sanki angajman kuralı hâşâ Allah'ın emri. Memleketin menfaatine o kurala uyulmasa hesap mı sorulacaktı? Rus uçağı Türkiye'ye mi saldırıyordu?
Konuyla ilgili ilk açıklamayı yapan Saray “Rus uçağı” demişken Genelkurmay ve başka kurumların devreye girip açıklamayı “kimliği belirsiz uçak” diye düzeltmelerinin faydası tabii ki olmadı. Bütün dünya Rus uçağının bile-göre düşürüldüğünü biliyor artık. Dahası Moskova, uçağı düşüren F16'ya karşılık verecek teçhizatta olmayan Su-24'ün, havalandığı andan itibaren Türkiye tarafından takip edildiğini, hatta Amerika'yla yapılan anlaşma gereği istihbarat ve operasyon bilgisi paylaşımının kullanılarak bu uçağın vurulmak üzere seçildiğini iddia eden büyük bir komplodan bile söz etti.
Putin'in “sırtımızdan hançerlendik” derken kastettiğinin, istihbarat paylaşımının Rus uçağının düşürülmesinde kullanılması olduğunu öne sürenler var.
AKP iktidarının Rusya tarafından hıyanetle suçlanması ilk değil. Stratejik derinlik sokağı, epey mef'ulle dolu.
2010'da Hariri taraftarları Trablusşam ve Beyrut sokaklarında tedhiş estirdiğinde Ankara her ne hikmetse “iç savaş”tan sözetmeye başladı ve koşup Hariri'nin yanında bayrak gösterdi. O zamanlar merhum Fethi Yeken, Şeyh Mahir Hammud, Şeyh Said Şaban vs. gibi Trablus ve Cebel Amil'in en seçkin Sünni ulemasının temsil ettiği Sünniler, Şiiler, Hizbullah, hatta Hıristiyan gruplar, Suud-İsrail konsorsiyumunun yanında yeralan Ankara'yı hıyanetle suçladı.
Irak'ta, birinci büyük savaşta İngilizlere karşı büyük ayetullahların fetvasıyla Osmanlı'ya asker yazılmaya seferber olmuş Oniki İmam Şiilerine karşı, Osmanlıyı sırtından hançerlemiş Vahhabi Suudilerle birlikte 2009'dan beri cephe alan Ankara'ya öfkenin tezahürü de “hıyanet” ithamıyla oldu.
Suriye'de, Adana anlaşmasıyla güvenliği Türkiye'ye emanet edilmiş Cisre'ş-Şuğur beldesinde silahsız oldukları bilinen polisleri 2011 Haziran'ında kıtır kıtır kesen onlarca ağır silahlı teröristin Türkiye'den geldiği iddiası Suriye'de büyük bir ihanete uğramışlık duygusu yarattı. Suriyeliler o anı hiç unutmadılar.
Yemen'de, İngilizlere karşı Osmanlıya asker olmuş Zeydi Şiilere ve Şafii Sünnilere karşı, İngilizlerle işbirliği yapıp Yemenlileri ve Osmanlıyı sırtından hançerlemiş Vahhabi Suudilerle birlikte hareket ediyor Ankara. Bedir ashabından yetmiş sahabeyle birlikte Hz. Ali'nin yanında Muaviye'ye karşı savaşmış Veysel Karani'nin torunlarına karşı adeta Muaviye'nin askeri gibi davranılmasına Yemenliler hiç düşünmeden “hıyanet” dedi.
Kemalistler yeni inşa edilecek ulusu İslam'dan uzaklaştırmak için İslam'ın kültürünü hedef alıp “Araplar bizi sırtımızdan hançerledi” derdi. Oysa elinde ihanet hançeriyle dolaşanlar “Araplar” değil, “Vahhabiler”di. Vahhabi kabile, tıpkı Avrupa'dan getirtilip Ortadünya'nın yerli Yahudilerinin başına musallat edilen Eşkenaz kabile gibi Hicaz'a musallat edildi. İki ameliyatı da bölgemize “ortadoğu” adını veren İngilizler yaptı ve ameliyatlı hastayı batı uygarlığına emanet etti. Modern batı uygarlığının en çok titizlendiği emanettir bu.
Bu nedenle Putin'in Rus uçağının düşürülmesine “ihanet” demesinin atıf listesi bir hayli uzun.
Soru şu: Ankara'daki hükümet, Türkiye'nin hiçbir şekilde çıkarına olmayan, bilakis ağır zararlara yolaçan bu dışpolitika hattını neden terketmiyor? Yoksa küresel mafyaya bulaşmanın yarattığı mecburiyetle terkedemiyor mu?
NATO'nun koruma kollamasına güvenip Rus uçağı düşürmenin Türkiye'yi ittifak içinde kanat ülke seviyesinin de altına düşürdüğü açık değil mi?
AKP iktidarının Rus uçağını düşürmesi, Türkiye'nin gücünü kanıtlayan gösterge değil, aksine NATO içinde düştüğü seviyenin sağlam kanıtı olmadı mı?
Davutoğlu, garip bir umursamazlıkla sürekli “milli mesele” giysisine büründürdüğü yanlışlara destek istiyor. Yanlışa yanlış denmeden doğru nasıl savunulacak? Hiç eleştirinin olmadığı kapalı rejimin adına diktatörlük demiyor muyuz?
Hükümetin yanlışını desteklemeye çağıran kafa, kendi içindeki diktatörü zâhirde bir diktatörle eşleştirip dışa vurmaya tetikte olan tasavvurdur. İnsanın nefsi, kendi içindeki diktatördür. Hariçte buna tercüman olan bir diktatör buldu mu fırsatı kaçırmaz, hemen onun yanında yeralır. Oysa Kur'an'da övülüp takdir edilen nefs-i levvame, yani kendini kınayan insan, ne içinde diktatör barındırır, ne de hariçteki bir diktatörün peşine takılır.
Tüccar siyaset günü kurtarmaya odaklı. Belki de teröre karşı küresel işbirliğinde okka altına gitme ihtimaline tepkisini Rus uçağını düşürerek gösterdi. Anlaşıldığı kadarıyla tam da teröre karşı küresel işbirliği mayası tutturulmuşken Rus uçağının düşürülmesindeki sabotaj emeli Washington ve Paris'te de not edildi.
Öyleyse bir milyon dolarlık soru şudur: Amerika ve Fransa, terör karşıtı koalisyon çerçevesinde tercihe zorlansa Türkiye'yi mi seçer, Rusya'yı mı?
Ankara, Rus uçağını istihbarat paylaşımını kullanıp düşürdüyse siparişin Suud-İsrail sabotaj mürettebatından gelmiş olma ihtimali yüksektir. Nitekim bazı analizlerde Rus uçağının düşürülmesini “neocon ajanda” gören de çıktı. Bunlara göre neocon ajanda, Rus uçağını düşürme operasyonu başarıldığında “our boys did it” demiş olmalı.
Moskova'nın iddia ettiği gibi Ankara, Rusya'nın istihbarat paylaşımını Rus uçağını düşürmek için kullandıysa bu, bir üyesinin paylaşılan istihbaratla ne yapacağından emin olamayacak NATO için de ciddi krizdir.
Hakikat şu ki, düşürülen Rus uçağı değil, aslında Türkiye'dir. Türkiye bundan böyle bölgesel sorunlarda uluslararası hiçbir ortamda etkin bir güç olamayacak. Hatta gittiği yerlerde arkasında hançer mi sakladığı kontrol edilmesi gereken ülke muamelesi görecek.
Ankara'nın bağlarında damarları şişirip iç tüketime has retorik patlatmanın dışarıda hiç yararı yoktur.
دلایل قوی باید و معنوی نه رگهای گردن به حجت قوی
(Delâil qavî bâyed ve ma'nevî / Ne reghâ-yi gerden be hüccet-i qavî)
Deliller güçlü olmalı ve anlamlı / Güçlü hüccet diye boyun damarı değil
(Sa'di Şirazî, Bostan)
Yani her zaman güçlü argüman ve delilleri olan sözlerle meydana çıkılmalı. Bağırıp çağırırken şişen boyun damarları sözün güçlü delillere sahip olduğu manasına gelmez.
KENAN ÇAMURCU / HABERDAR